Suya ulaşan 1.000 kaplumbağadan sadece 1’i yuva yapmak için sahile dönebiliyor

Nesli tükenme tehlikesi altında olan Caretta caretta’lardan geçen hafta iki üzücü haber geldi. Akdeniz’deki en büyük yaşam alanlarından Antalya Belek’te yumurtadan çıkan 60 yavru denizkaplumbağası, bir otelin kumsala koyduğu ahşap yürüme yolunun altında sıkışarak öldü. Olaydan birkaç gün sonraysa yine Antalya’da iki kişi yasak olmasına rağmen gece ATV’leriyle sahile girip iki  yuvayı dağıttı ve yuvasından çıkmış 16 Caretta caretta’yı ezip öldürdü.

HER GÜN 30 KM TARIYORLAR

2017’de Belek’e gittiğimde Ekolojik Araştırmalar Derneği’nin (EKAD) başkanı Dr. Ali Fuat Canbolat’ı ziyaret etmiştim. Hala devam eden ‘Indigo Turtles’ projesi kapsamında Canbolat, öğrencilerden oluşan bir ekiple her sabah Belek’te 30 kilometrelik sahili tarayarak denizkaplumbağalarını koruyordu. Kampta onlarla bir gün geçirip sabahın erken saatlerinde yuvaları kontrole gitmiş, sonrasında da yuvasından çıkıp sahile doğru ulaşmaya çalışan kaplumbağalara yardım etmiştik. Bir tanesini suya bıraktığım anda gelip bir martının kapmasını hala unutamıyorum. Adeta yıkılmıştım! O zaman anlamıştım ki bir denizkaplumbağası için hayatın en zor safhasını yumurtadan ilk çıktığı andan denize ulaştığı ana kadar geçen kısa zaman dilimi oluşturuyor. Birçoğu denize ulaşamadan yaşamını kaybediyor. Suya ulaşmış olmaları da canlarını kurtardıkları anlamına gelmiyor.

Haziran-temmuz yoğun olarak yuvalama zamanı. Kuluçka dönemi ortalama 45 gün. Ağustos ve eylülde de yavrular yumurtalardan çıkıyor. Yani kaplumbağaların yuvalama dönemi insanların plajları kullandığı dönemle aynı. İşte tüm sorun burada başlıyor… O kadar çok ölüm ya da yaralanma oluyoryor ki Dalyan’da kaplumbağalar için bir rehabilitasyon merkezi dahi mevcut; Deniz Kaplumbağaları Araştırma, Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi (DEKAMER). Bu hafta aldığımız üzücü haberlerden sonra merkezin başkanı Prof. Dr. Yakup Kaska’yla konuştum. Bebek denizkaplumbağasının yuvadan çıktıktan sonra hayatta kalma serüvenini ve başlarından geçenleri  anlattı: “Bir kaplumbağa sezonda iki hafta aralıklarla 3-5 tane yuva yapıyor. Mayısta başlayan yuvalama temmuz sonuna kadar devam ediyor. Yani bir anne yaklaşık olarak 300-500 arası yumurta bırakıyor. Bu yuvaların bazıları dalgalar sebebiyle suyun altında kalabilir; tilkiler, porsuklar kazabilir, yengeçler delebilir. ya da sahile kum almak için traktörle girenler, şemsiyelerini yuvaların üzerine dikenler olur. Yüzde 30’unu daha yuvadan çıkmadan kaybediyoruz. Geri kalan yüzde 70’in yüzde 10’u da doğal sebeplerden gelişemiyor, yaşamıyor. Yüzde 50-60’ı denize ulaşıyor. Yengeçler ya da martılar bazılarını yiyebiliyor. Tilkilerin açtığı yuvalarda canlı kalan kaplumbağaların göbek kordonu düşmemiş oluyor. O kordon hemen koku üretip balıkları çekiyor. Denize girmeyi başaranların yüzde 20’si de ilk 2 hafta içinde bu sebepten balıklara yem oluyor. Bundan sonrasına da biz nereye gidip geldikleri hakkında çok fazla bilgiye sahip olmadığımız için ‘kayıp yıllar’ diyoruz. Çok uzun bir süre suda yaşıyorlar, uzak ülkelere göç ediyorlar. Suda da başka tehlikeler bekliyor tabii onları. Sürat tekneleri çarpabiliyor, plastik poşet yiyip boğulabiliyorlar, balıkçı oltalarının misinaları kollarına ya da bacaklarına dolanıyor… Bebek kaplumbağalar tüm bu süreçleri atlatıp denizde yetişkin bir kaplumbağa olarak büyüyebilirlerse ortalama 15 yıl sonra yumurtluyorlar.

65 yıla kadar da ömürleri var. Ergin olduktan sonra genelde doğduğu sahile dönerek yuva yapıyorlar. Bunu da sadece 1.000 kaplumbağadan 1 tanesi başarabiliyor.”

TEDAVİ 6-9 AY SÜRÜYOR

İşte buradan sonra tüm süreç yeniden başlıyor… Yuvalar gönüllüler tarafından mümkün olduğunca korunuyor, denize ulaşmaya çalışan

ya da denizde yaralanan kaplumbağalar şayet fark edilirse Dalyan’daki DEKAMER’de tedavi havuzlarında iyileştirilip doğal yaşamına bırakılıyor. Ancak bu hepsi için mümkün olmuyor. Çünkü kaplumbağaların iyileşme süreci insanlar gibi değil. Prof. Kaska bu durumu “Kaplumbağalar soğukkanlı hayvanlar oldukları için en ufak bir yaralanmanın iyileşmesi minimum 1 ay sürüyor. Ortalama tedavi süreleriyse 6-9 ay” şeklinde açıklıyor. Zaman zaman kolları, bacakları yaralanan ve ampute etmek zorunda kaldıkları kaplumbağalar da oluyor. Tedavileri bittikten sonra rehabilitasyon merkezinde takip ediliyorlar.

40 metrelik derin dalış kuyuları,  denizin içinde kafesleri de var. Buralarda doğal yaşama ne kadar uyum sağlayabildiklerini gözlemleyip hazır olduklarında denize salıyorlar. Bazıları bir ömür bu merkezde kalıyor ya da bakılmak üzere akvaryumlara gönderiliyor.

TUBA ŞİMDİ ADRİYATİK SULARINDA

Tuba, Dalyan’da yuva yapan anne kaplumbağalardan biri. Gönüllüler onu bulduğunda kabuğunun plaklarında kırıklar varmış. Tedavi sonrası, 2 yıl önce 28 Ağustos’ta uydu takip cihazı takılarak denize bırakılmış. O günden bu yana Adriyatik sularında keyfine bakıyor ve su yüzüne çıkıp her nefes alışında derneğe sinyal gönderiyor. 12 Ekim 2020’de doğa editörümüz Yücel Sönmez, Tuba’nın gezdiği yerleri ‘Caretta Tuba’nın peşinde… Kıyı kıyı, ada ada Akdeniz ülkeleri’ başlığıyla, Hürriyet Seyahat’te yazmıştı. Yakın zamanda, doğduğu Dalyan sahiline yeniden yuva yapmak için dönmesi bekleniyor. Eğer cihazın pili yeterse onu coşkulu bir komitenin karşılayacağından hiç şüphemiz yok… Dileyenler Tuğba’yı ‘dekamer.org.tr’ adresinden canlı olarak takip edebilirler.

Kaynak: Hürriyet

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.