Hindistan’ın bir eyaletinde yüksek mahkeme, başörtüsü yasağına itirazı reddetti

Hindistan’da bir mahkeme, başörtüsünün “kesinlikle dinle ilgili değil, kültürel bir şey” olduğuna karar verdi.

Güneydeki Karnataka eyaletinde üç yargıçtan oluşan bir kurul, Salı günü aldığı kararla, başörtüsü takmanın İslam için “zorunlu” olmadığı gerekçesiyle hükümetin okullardaki başörtüsü yasağını onayladı.

Karara yüksek mahkemede itiraz edildi.

Karar, dini bir inanç için bir şeyin gerekli olup olmadığını belirlemede kullanılan ve Hint mahkemelerinin din konusundaki anlaşmazlıkları çözmek için giderek daha fazla başvurduğu sözde “gereklilik testi”ne dayanıyor.

İslamda başörtüsü takmak şart mı?

Duruşmayı yönlendiren ve 129 sayfalık kararın temelini oluşturan soru buydu.

Karnataka’nın Udupi semtindeki bir devlet okulunda başörtüsü takmaları yasaklanan bir grup Müslüman kız öğrenci başörtüsü yasağına itiraz etti, ancak kolej geri adım atmayınca sorun mahkemeye taşındı.

Kız öğrenciler, başörtüsü yasağının sadece ayrımcı olmadığını, aynı zamanda ifade ve din özgürlüğü haklarını da ihlal ettiğini savundu. İnançlarının başlarını örtmelerini gerektirdiğini söylediler.

Hükümet, başörtüsünün “temel” bir dini uygulama olduğunu kanıtlama sorumluluğunun yasağa itiraz edenlerde olduğunu vurguladı.

11 günlük değerlendirme ve ertelemelerden sonra mahkeme, dilekçe sahiplerinin bunu kanıtlamakta “başarısız oldukları” sonucuna vardı.

Mahkeme, eyalet hükümetinin başörtüsüz bir üniforma talep etme hakkına sahip olduğunu, bu kuralın anayasal haklara “makul bir kısıtlama” olduğunu söyleyerek öğrencilerin itirazlarını reddetti.

Mahkeme kararında, “Dinsel olarak zorunlu kılınmayan bir şey, kamu ajitasyonları veya mahkemelerdeki ateşli tartışmalar yoluyla dinin esaslı bir yönü haline getirilemez” denildi.

Ancak anayasa uzmanları ve hukukçular, bunun mahkemenin karar vereceği bir soru olmadığını söylüyor. Kıdemli Yüksek Mahkeme avukatı Rebecca John, “Bu, avukatların ve yargıçların çok az bilgi sahibi olduğu teolojik bir alan” diyor.

‘Gereklilik testi’

John, “İnanç söz konusu olduğunda, dini uygulamalarda tekdüzelik yoktur – belirli bir dinin şemsiyesi altına girebilirsiniz, ancak herkesin kendine özgü bir yorumu vardır” diyor.

“Başörtüsü bile birçok insan için birçok şey için semboliktir. Onu kınamanın en kolay yolu baskıcı olduğunu söylemektir, ancak dünya çapında bir direniş sembolü olarak kullanılıyor. Dolayısıyla neyin gerekli olduğunu mutlak biçimlerde tanımlayamıyoruz; insanlar bunu farklı nedenlerle benimsiyorlar.”

Hindistan anayasası, eyaletlerin kamu düzeni, sağlık ve ahlak temelinde din özgürlüğü hakkını kısıtlamasına izin veriyor. Ancak hangi uygulamaların din özgürlüğü hakkı ile korunduğunu belirlemek için kullanılan ‘temel’ dini uygulama testi mahkemede doğdu.

Yüksek Mahkeme, “bir dinin temel parçası” terimini ilk olarak 1954’te kullanmış ve bir uygulamanın, kaldırılması halinde “dinde köklü bir değişikliğe” neden olması durumunda, onun gerekli olduğunu vurgulamıştı.

Hukuk uzmanı profesör Deepa Das Acevedo, “Bu, dini toplulukları güçlendirdi. Devletin düzenleme veya değiştirme gücünün ötesindeki şey, dini toplulukların kendileri tarafından belirlenecektir.”

Acevedo, zamanla Hint mahkemelerinin bu doktrini “tersini” yapmak, yani bu meseleleri kendileri düzenlemek için kullanmaya başladığını söylüyor.

Bu, mahkemelerin bir davacının belirli bir uygulamanın dini olduğu yönündeki iddiasını daha fazla sorgulamadan kabul ettiği ABD gibi diğer ülkelerden farklıdır.

Ancak Hindistan’da mahkemeler bu kararı veriyor ve uzmanlar bunların keyfi kararlar olabileceğini belirtiyor.

Tercih sorunu

2017’de Hindistan Yüksek Mahkemesi, İslam’da anında boşanmanın inancın önemli bir parçası olmadığını ve hiçbir koruma sağlamadığını söyleyerek yasakladı. 1994 yılında, yüksek mahkeme Hindular ve Müslümanlar arasında tartışmalı bir arazi anlaşmazlığını, namaz veya duaların herhangi bir yerde uygulanabileceğinden hareketle caminin İslam’ı uygulamak için “gerekli” olmadığını söyleyerek çözmüştü. Böylece caminin etrafındaki arazinin Hindulara verilebileceğine hükmedildi.

2018’de de bir mahkeme, her yaştan Hindu kadının, tarihsel olarak belirli yaşlardaki kadınları kısıtlayan Sabarimala tapınağına girmesine izin vermek için ‘gereklilik’ testini tekrar kullandı. Mahkeme, kısıtlamanın “temel bir dini uygulama” olmadığını söyledi.

2016’da Kerala eyaletindeki yüksek mahkeme Kuran’ı inceledi ve başın kapatılmasını öngören metnin dini bir görev olduğunu ve bu nedenle İslam için gerekli olduğunu söyledi.

Karnataka’da başörtüsü yasağına itiraz edenler bu karara atıfta bulunmuştu ancak bu kez mahkeme onların argümanlarını reddetti.

Hukuk uzmanı Faizan Mustafa, 2017’de yazdığı Hindistan’da Din Özgürlüğü başlıklı makalesinde, “Mahkeme, testi tutarsız bir şekilde uyguladı, gerekliliği belirleme yöntemini defalarca değiştirerek, dini özgürlüğü ciddi şekilde baltaladı” dedi.

Ona göre ‘gereklilik’ testi anayasa tarafından garanti edilen din özgürlüğünün kapsamını kısıtlıyor.

Öte yandan uzmanlar, esas alınacak iyi bir alternatif doktrinin ne olacağından da emin değiller.

Acevedo’ya göre, “Mükemmel bir doktrin diye bir şey yok. Bizim yaptığımız kanunların ve onları yorumlayan ve uygulayan kişilerin bunu mümkün olduğunca adil ve cömert bir şekilde yapmalarını umarız. Ancak bu her zaman böyle olmuyor. Bu, mükemmel doktrini benimsemenin tüm sorunlarımızı çözeceği anlamına gelmez.”

Rebeca John, vurgunun tercih üzerinde olması gerektiğini belirterek “Biz kimiz ki bir kadının başörtüsü takma tercihinin iyi düşünülmemiş olduğunu söyleyelim?” diye soruyor.

John, üniforma giymek gerekiyorsa, herkese aynı şeyin uygulanması gerektiğini, birinin dini veya kültürel bir uygulamasına izin verip başka bir grup için yasak getirmenin ayrımcılık olduğunu söylüyor.

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.